TATLI KRİZLERİNE SON VERMENİN 8 ETKİLİ YOLU!
Tatlı yerken adeta kontrolümü kaybediyorum, yedikçe daha fazla yemek
istiyorum… Aç olmasam bile tatlı yeme isteği zihnimi sürekli meşgul
ediyor… Yemekten sonra tatlı yemezsem doyduğumu hissetmiyorum… Açlığımı
dindiren, ruhumu dinlendiren tek şey; tatlılar…
Bir daha tatlıların
cazibesine kapılmayacağımı söylüyor, ancak kısa bir süre sonra kendimi
koca bir porsiyon tatlı yerken buluyorum… Her seferinde tatlı yedikten
sonra pişman oluyorum ama nafile…
“Tatlı krizleri”
çoğumuzun dert yandığı, ancak çözüm bulmakta zorluk çektiği sorunlardan
biri. Zaman zaman yaşanan tatlı krizleri sorun oluşturmazken, ataklar
sıklaştığında zamanla kilo alımına, yorgunluk hissine, öfke ataklarına,
uyku bozukluklarına, hatta insülin direnci, diyabet, kalp-damar
hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi sağlık problemlerine yol
açabiliyor.
Dolayısıyla tatlı krizlerine ‘dur’ dememiz hem fiziksel hem
ruhsal sağlığımız için çok önemli. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit tatlı
krizlerinde öncelikle altta yatan etkenin tespit edilmesi gerektiğine
dikkat çekerek,
“Yoğun stresten regl öncesi sendromuna, hatalı
beslenmeden çocukluktan süregelen alışkanlıklara, depresyondan insülin
direnci ve hipoglisemi başta olmak üzere bazı metabolik bozukluklara
kadar pek çok etken kan şekerinde dengesizliğe ve tatlıya eğilimin
artmasına neden olabiliyor.
Dolayısıyla atılması gereken ilk adım,
öncelikle herhangi bir sağlık probleminin olup olmadığının araştırılması
olmalı. Altta yatan etkene yönelik tedavinin yanı sıra beslenme
alışkanlığında yapılacak olan değişiklikler de tatlı krizleriyle başa
çıkmada anahtar rol üstleniyor ” diyor.
Peki tatlı krizlerimize kalıcı çözüm bulmak için beslenme alışkanlıklarımızda nelere dikkat etmeliyiz? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit, tatlı krizlerine karşı alabileceğiniz 8 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılarda bulundu!
Kompleks karbonhidratlara yönelin
Rafine
un, pirinç, patates, mısır, kestane gibi nişasta içeriği yüksek olan
besinler ve şeker ile şeker içeriği yüksek her türlü yiyecek ve içecek,
basit karbonhidratlar grubunda yer alıyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı
Demet Cerit basit karbonhidratların sindirim kanalından çok hızlı
emilerek kana karışmaları nedeniyle kan şekeri ve insülin seviyelerinin
hızla yükselmesine yol açtığı uyarısında bulunarak,
“Hızla yükselen
insülin seviyesi de kan şekerinin kısa zamanda düşmesine, buna bağlı
olarak tokluk süresinin kısalmasına ve tekrar tatlı besinler tüketme
isteğine neden oluyor.
Dolayısıyla beslenmenizde tam tahıllar, kepekli
pirinç, bulgur, kepekli makarna, yulaf ve kuru baklagiller gibi kompleks
karbonhidrat kaynaklarına yer vererek daha uzun süren tokluk
sağlayabilir, yemekten sonra tatlı isteğinin önüne geçebilirsiniz”
diyor.
Çok düşük kalorili beslenmeyin
Özellikle
kilo kontrolü sağlamak isteyen kişilerin yaptıkları hataların başında
çok düşük enerji, yani kalori almak ve bir besin grubunu tümüyle
beslenme listesinden çıkarmak geliyor.
“Uzun süre çok düşük enerji
almanız durumunda, vücudunuz enerji depolarını korumak adına, çareyi yağ
hücrelerinden salınan iştah hormonlarını artırmakta buluyor” uyarısında
bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit şu bilgileri veriyor:
“Bu
durum, vücudun en hızlı biçimde enerji sağlayabileceğini bildiği yüksek
karbonhidrat içeren besinlere olan ilginin artmasına yol açıyor ve tatlı
krizleri baş gösteriyor. Proteinler ile yağlar karbonhidratlara göre
daha yavaş sindirildikleri için uzun süreli tokluk sağlıyor.
Yetersiz
tüketilmeleri durumunda çabuk acıkma ve öğünden hemen sonra tatlı bir
şeyler tüketme isteği oluşuyor. Bu nedenle yeterli enerji almaya ve
besin öğelerini dengeli bir biçimde tüketmeye özen gösterin”
Posa tüketiminizi artırın
Posa,
yani diyet liflerinin sağlığa pek çok faydası mevcut. Posa içeren
besinler midenin boşalmasını geciktirerek daha uzun süre tok kalmanıza
yardımcı oluyor. Aynı zamanda besinlerin kana daha yavaş karışmasını
sağlayarak kan şekeri ve insülin seviyelerinin hızlı yükselmesinin önüne
geçiyor.
Posa tüketiminizi artırmak için tam tahıllı veya kepekli ürünler tercih etmeye, ana yemeklerde mutlaka sebze yemeği ve salatalara yer vermeye, her gün 1-2 porsiyon meyve tüketmeye, haftalık menünüze en az 2 öğün kuru baklagilleri eklemeye dikkat edin.
Meyvesiz olmaz, ancak…
Meyveler vitamin-mineraller, posa ve antioksidanlar bakımından zengin doğal şeker kaynaklarıdır. Vücudunuzun karbonhidrat ihtiyacını doğal kaynaklardan karşılamak ve tatlı krizlerinin önüne geçmek
için porsiyon kontrolüne dikkat ederek, ara öğünlerinizde meyvelere yer
verin.
Meyvelerin yanına ilave edeceğiniz süt, yoğurt, ayran gibi
protein veya fındık, ceviz, badem gibi yağ bakımından zengin besinlerle
tokluk sürenizi uzatın. Eğer insülin direnci veya hipoglisemi gibi bir
sağlık probleminiz varsa muz, üzüm, kavun, karpuz, incir ve kuru
meyveler gibi fruktoz içeriği yüksek, kan şekerini hızlı yükselten
meyveleri seyrek tüketmeye özen gösterin.
Mutluluğu besinlerde aramayın
Serotonin,
dopamin ve endorfinler beyinden salgılanan mutluluk, ödül, motivasyon
ve zevkle ilişkili özel kimyasallardır. Yapılan çalışmalar; şeker içeren
besinlerin beynin ‘ödül ve bağımlılık merkezini’ uyararak bu
kimyasalların salınımını artırdığını gösteriyor.
Ancak bu tür besinlerin
aşırı ve sık tüketiminin zamanla ödül cevabının azalmasına neden
olduğu, dolayısıyla her seferinde aynı hazzı yakalamak için daha tatlı
ve daha fazla besin tüketme isteğine yol açtığı ortaya konmuş. Bu kısır
döngüden kurtulmak için kriz anlarında yönelebileceğiniz ve ‘iyi
hissetmenize’ yardımcı olacak egzersiz, kitap okuma, resim, müzik gibi
sevdiğiniz aktiviteler belirleyin.
Bolca su için
Açlık
ve susuzluk hissi birbiriyle karışabiliyor. Yeterli miktarda su
içmediğiniz zaman sık sık açlık atakları yaşıyor ve şekerli
atıştırmalıklara yöneliyor olabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet
Cerit tokluk hissini sağlamak için gün boyunca, düzenli aralıklara
yayarak 2-2,5 litre su tüketmeye özen göstermeniz gerektiğini
hatırlatıyor.
Kararında tatlı sizi korkutmasın!
Uzmanlar
besinlerin iyi-kötü, sağlıklı-sağlıksız veya serbest-yasak gibi
etiketlenmesinin, kişileri kısır bir kısıtlama-aşırı yeme döngüsüne sevk
ettiğine dikkat çekiyorlar. “Besin alerjileri gibi bazı sağlık
problemleri, bazı besinleri hayatınızdan mutlaka çıkarmanızı
gerektirebiliyor” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit şunları
söylüyor:
“Ancak böyle bir sağlık probleminiz yoksa, bir besini bir
süreliğine veya tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalışmanız, o besini
normalde tüketeceğinizden çok daha fazla tüketme arzusu duymanız ve
aşırı yeme atakları yaşamanızla sonuçlanabiliyor.
Dolayısıyla hepimizin
çok sevdiği tatlılara beslenmemizde her daim sıklığına dikkat ederek ve
kararında tüketerek yer vermenizde fayda var.
Haftada 1-2 kez bir küçük
kase muhallebi, kazandibi, sütlaç gibi sütlü tatlılara veya az şeker ile
hazırlanmış yarım ayva, 2 parmak büyüklüğünde balkabağı tatlısı gibi
meyve tatlılarına beslenmenizde yer vermeniz, 1-2 ara öğününüzde 2 kare
bitter çikolatanın kahvenize eşlik etmesi kararında tercihler
olacaktır.’’
Ana öğün saatlerinizi düzenleyin
Karbonhidratlar
hızlı sindirilmeleri ve kolayca enerjiye dönüştürülmeleri nedeniyle
vücudun temel enerji kaynağıdır. Uzun süren açlık sonrasında vücudumuz
kan şekerinin hızla normal seviyeye gelmesi ve boşalan glikojen
depolarının yerine konulabilmesi için bizi yüksek karbonhidrat içeren
kaynaklara, yani tatlı besinlere yönlendiriyor.
Kan şekerinizi dengede
tutmak ve tatlı krizlerinin önüne geçmek için ana yemek saatlerinizi
düzenlemeye ve öğün atlamamaya özen gösterin. İhtiyaçlarınız
doğrultusunda günlük beslenmenize ekleyeceğiniz küçük ara öğünler bir
sonraki öğünde sağlıklı besin tercihleri yapmanıza ve porsiyon kontrolü
sağlamanıza yardımcı olacaktır.
Tatlı krizlerine karşı sağlıklı ara öğünler
- 3-4 adet kuru kayısı + 2 tam ceviz
- 2 adet hurma + 1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi
- 1 adet muz + 1 su bardağı tarçınlı süt
- 4 yemek kaşığı yoğurt+ 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi + 1 adet elma + tarçın
- İki parmak kalınlığında fırınlanmış balkabağı + 1 tatlı kaşığı tahin
TATLI KRİZLERİNE SON VERMENİN 8 ETKİLİ YOLU!
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Ocak 25, 2020
Rating:
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Ocak 25, 2020
Rating:



Hiç yorum yok