KANSERİN GENETİK HARİTASINI BU YÖNTEM ÇIKARIYOR!
Genler kanserin ipuçlarını veriyor. Gen araştırmaları kanserle ilişkili olduğu bilinen 300’den fazla geni tarayarak genomik değişikliklerin tespit edilmesini sağlıyor.
Genetik ve moleküler biyoloji alanındaki iş birliği ile kanserin genetik haritası çıkarılarak, yapısı değişen genlere nokta atışı yapabilecek akıllı ilaçlar geliştiriliyor.
Böylece standart kemoterapi tedavilerinin yanıtsız kaldığı pek çok
kanser türü, akıllı ilaçlarla tedavi ediliyor ya da kontrol altına
alınabiliyor.
Dünyada
ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunu olan kanser, günümüzde kalp damar
hastalıklarından sonra 2. ölüm nedeni. Dünya Sağlık Örgütü’nün
verilerine göre, 2018 yılında 18.1 milyon yeni kanser tanısı konurken,
9.6 milyon kişi de kanser nedeniyle hayatını kaybetti.
Bu ürkütücü
sonuçlara karşı iyi haberler de var; kanserin tanı ve tedavisinde büyük
adımlar atılıyor. Tümörün tüm genetik özelliklerini tespit ederek
tedavide adeta ‘navigasyon’işlevini üstlenen genomik profilleme, bu
gelişmeler arasında dikkat çekiyor.
Kanser tedavisine yeni bir yaklaşım
sunan bu yöntemin özelliklerinin ile gelişen diğer yöntemlerin ele
alındığı ve yurt dışından çok sayıda uzmanın katıldığı bir deneyim
paylaşımı toplantısı gerçekleştirildi.
Acıbadem Maslak Hastanesi’nde
yapılan “Kapsamlı Genomik Profilleme Deneyim Paylaşımı Toplantısı”nda,
kanserin kişiye özel tedavisini mümkün kılan ve bu haliyle hastaya
oldukça önemli kazanımlar sağlayan bu yöntem, tüm yönleriyle ele alındı;
uzmanlar meslektaşlarına deneyimlerini ve geleceğe dair öngörülerini
aktardı.
Toplantının konuşmacılarından Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Demir son
yıllarda kanser tedavisinde yaşanan önemli gelişmelerin hastalığın
birçok türünde tedaviyi mümkün kıldığına dikkat çekerek, “Eskiden sadece
kanserin evresine göre standart bir tedavi uyguluyorduk.
Ancak bu
tedaviler bazı hastalarda çok faydalı olurken, bazılarında yeterli
etkiyi göstermiyordu. Neden diye düşünüyorduk. Kanser araştırmaları
sayesinde günümüzde, kansere yol açan her tümörün birbirinden farklı
genetik özellikleri olduğunu anladık. İşte bilim insanları bu genetik
farklılıkları keşfediyor.
Her keşif, bu farklı genlerin kanser
oluşturucu etkilerini ortadan kaldıracak ya da kontrol altına alacak
akıllı ilaçların geliştirilmesini sağlıyor. Böylece kanserdeki standart
tedaviler yerine hangi gende bozukluk olduğu saptanıyor ve o gene
yönelik tedavi yapılıyor.
Yani bir başka deyişle, tümöre özel tedavi
uygulanabiliyor. Böylece, kanserde tedavi başarısı daha da yükseliyor”
dedi.
Kemoterapi tarihe karışacak mı?
Tümörün
genetik özelliğine göre seçilen akıllı ilaçların tedavide bazı
hastalarda tam şifa sağlayabildiğini belirten Prof. Dr. Gökhan Demir,
“İleri evre kanserde de tümörü yıllarca kontrol altında tutabiliyoruz.
Kişiye ve tümöre özel yaklaşımlar sayesinde kanser, gelecekte çok daha
etkin olarak yönetilebilecek bir hastalık olacak. Belki 5 yıl sonra tüm
genetik mutasyonlar için akıllı ilaçlarımız olacak ve hastada ağır yan
etki yapabilen kemoterapi tarihe karışacak” diye konuştu.
300’den fazla gen aynı anda taranıyor
Zürih Üniversitesi Hastanesi Klinik Biyoinformatik Laboratuvarı Başkanı Dr. Abdullah Kahraman da
geçtiğimiz 10 yıl öncesine dek DNA’nın sadece çok küçük bölümlerinin,
örneğin tek bir genin dizisinin okunabildiğini vurgulayarak, “Günümüzde
ise 300-400 geni aynı anda tarayabiliyor, dolayısıyla tümörün genetik
haritasını tam olarak çıkartabiliyoruz.
Genlerdeki tüm mutasyonları
okuyabildiğimiz için yapısı değişen genleri saptayabiliyoruz. Bu yöntem
sayesinde eskiden çaresiz görülen akciğer kanseri gibi türlerde bile
akıllı ilaçlarla hastalığı yıllarca kontrol altında tutabiliyoruz” dedi.
Hedef, kanser tümörü oluşmadan tanı koymak
Kansere,
tümör oluşmadan henüz moleküler düzeydeyken tanı koymanın önemini
vurgulayan Prof. Dr. Gökhan Demir, günümüzdeki radyolojik yöntemlerle
tümörlerin ancak görülebilir boyutlara geldiğinde görüntülenebildiğini
belirtti.
Moleküler düzeyde tespit yapabilecek yöntemlerin, tedavi
başarısını daha da artıracağını söyleyen Prof. Dr. Gökhan Demir şu
bilgileri verdi: “Tümör, milimetrenin 5’te biri
büyüklüğüne ulaştığında, yani radyolojik tetkiklerde görünmeden önce
gelişimini tamamlıyor.
Dolayısıyla radyolojik tetkiklerde tespit
edildiğinde gelişimini tamamlamış ve metastaz yani başka organlara
sıçrama yeteneğini kazanmış oluyor”. Günümüzde bu sorunu çözmek için
çalışmaların hızla devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Gökhan Demir,
“İleride belki de kişinin kanından tümörün DNA’sı tespit edilerek kanser
hücreleri henüz tümör boyutuna ulaşmadan saptanabilecek. Uygulanacak
olan koruyucu tedavi sayesinde de kanserin gelişmesi önlenebilecek”
Çığır açan gelişme: Likit biyopsi
Kanser
tedavisinde yaşanan en önemli zorluklardan biri, tümörün genetik
moleküllerinin zamanla değişime uğrayarak tedaviye direnç kazanması.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Demir
günümüzde kanser hücrelerinin parçalanması veya metastaz yapması
sırasında kana karışan tümör DNA’sının tespitine dayalı bir yöntem olan
“likit biyopsi” sayesinde bu sorunun artık aşıldığına dikkat çekti.
Prof. Dr. Gökhan Demir,
“Likit biyopsi, tümörün genetik yapısını takip ederek o yapıda
değişiklikler oluştuysa, yani tümör, uyguladığımız tedaviye artık
dirençli hale geldiyse farklı bir akıllı molekül kullanmamız için bizi
uyarıyor.
Biz de likit biyopsiden elde ettiğimiz veriler doğrultusunda
yeni bir tedavi protokolü düzenleyebiliyor, böylelikle tedaviden daha
başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz” dedi.
KANSERİN GENETİK HARİTASINI BU YÖNTEM ÇIKARIYOR!
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Kasım 24, 2019
Rating:
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Kasım 24, 2019
Rating:



Hiç yorum yok