RAMAZANDA BESLENMENİN 10 ASLA’SI
Ramazan ayı yaklaşırken başta beslenme ve uyku olmak üzere
günlük alışkanlıklarımız değişiyor, fiziksel ve zihinsel aktivite
seviyelerimiz farklılaşıyor.
30 gün boyunca sağlıklı olabilmek ve rahat
oruç tutabilmek için yapmamız ve yapmamamız gerekenler var. Neler mi?
Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer
açıklıyor...
Ramazan ayı
oruç tutanlar için beslenme ile birlikte birçok alışkanlığın değiştiği
bir aydır. Normalde 3 – 4 olan öğün sayısı azalır, uyku düzeni
değişir.Vücudumuzu bu yeni düzene göre hazırlamak ve bazı konulara
dikkat etmek çok önemlidir.
Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu
Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer, Ramazan’da beslenmede yapılan hataları ve
dikkat etmemiz gereken noktaları sıraladı.
1) Oruç bir zayıflama aracı değildir, diyet olarak görmeyin
Kilo
sorunu olan kişiler için Ramazan ayı oruç tutarak zayıflanacak bir
dönem gibi görülebilir, oysa metabolizmanın yavaşlaması nedeniyle -hele
bir de doğru beslenilmiyorsa- bu beklenti çoğunlukla ayın sonunda
fazladan alınan birkaç kilo ile sonuçlanır. Ramazan'da bedenimizin
fizyolojik düzeninde bazı değişiklikler meydana gelir.
Uzun süreli açlık
ve susuzluk, gün içinde tüketilen besinlerden gelen enerjiyi en verimli
şekilde kullanabilmek için metabolizmamızı yavaşlatır. Ramazan'a uyum
sağlayan metabolizmamız, aşırı tükettiğimiz besinlerden alınan fazla
enerjiyi kullanamaz ve sağlıksız bir kilo alımı ortaya çıkabilir.
2) İftarda aşırı ve hızlı yemek çabuk acıkmaya neden olur, kendinize birden yüklenmeyin
Uzun
süren açlık sonrası iftarda hızlı şekilde çok miktarda besin tüketme
alışkanlığı çok yaygındır. Yediklerimizin çeşitliliği kadar porsiyon
boyutları da önemlidir. Tüm bu çeşitlerden tercihe göre küçük
porsiyonlar hazırlanmalı, aşırı yememeye özen gösterilmelidir.
Aksi
takdirde aniden yükselen kan şekerini kontrol etmeye yönelik olarak
vücudumuzun salgılayacağı fazla miktarda insülin, ilerleyen saatlerde
kan şekerini aşırı düşürebilir ve erken gelen açlık hissi ile birlikte
halsizlik de baş gösterebilir.
Oysa kahvaltılıklar ve çorba ile orucu
açtıktan sonra 10-15 dakika kadar bekleyip ana yemeğe geçmek daha
sağlıklıdır. Bu beslenme şekli, hem doygunluk hissini yaratarak aşırı
yemek yemeyi engeller, hem de uzun süren açlık sonrası sindirim
sistemine fazla yüklenilmesine engel olur.
3) Çok yağ ve karbonhidrat sindirimi zorlar, ağır yemekler tüketmeyin
Bol
yağlı ve aşırı karbonhidratlı bir öğün, gün boyu aç kalmış ve
metabolizması yavaşlamış bir vücut tarafından kolay sindirilemez. Vücut,
enerjisini harcayamaz ve enerji fazlasını yağ olarak biriktirir.
Bu
nedenle ana yemekte et, tavuk ya da sebze türlerini tercih etmek ve bu
yemekleri de az yağlı, ızgara, haşlama ya da buharda pişirme yöntemleri
ile hazırlamak sağlıklıdır. Aşırı yağlı yemekler veya kızartmalarla
sindirim sisteminizi yıpratmayın.
4) Tek öğünle beslenmek vücut için yeterli değildir, çok az yemeyin
Sadece
iftar saati ve sonrasındaki birkaç saat bir şeyler yiyip açlığımızı
bastırmak, ardından yatıp uyumak, sahurda uyanıp bir bardak su içerek
bir sonraki iftara kadar aç beklemek pek çok kişinin düştüğü önemli bir
hatadır. Gece erken saatte yemek yiyip yatmak ya da hiç sahur yapmamak
günün ilerleyen saatlerinde kan şekerinin çok düşmesine ve sıvı
eksikliğinin belirgin hale gelmesine neden olabilir.
Oysa gün boyu
metabolizmanın ihtiyacı olan enerjiyi ve vücudun gereksinimi olan yapı
taşlarını karşılayacak ölçüde yeterli protein, karbonhidrat, vitamin ve
minerallerin, yeterli sıvı ile beraber, iftar ve sahur arasında dengeli
bir şekilde tüketilmesi gerekir.
5) Ramazan'da günlük sıvı ve besin ihtiyacını karşılamak önemlidir, ihmal etmeyin
Yetişkin
bir insanın Ramazan ayında günlük besin ve sıvı ihtiyacını, iftardan
itibaren başlayarak karşılaması önemlidir. Özellikle günlük sıvı
eksiğini su, taze sıkılmış meyve suları ya da ayran gibi sıvılarla
gidermek, sahura kadar uyanık olunan her saatte 2-3 bardak su ile
yaklaşık 2 litre su tüketmek gerekir.
6) Lokmaları çiğnemeden yutmak sindirimi zorlayabilir, hızlı yemeyin
Yediklerimizi
yavaş yemek, lokmaları yeterince çiğnedikten sonra yutmak ve iftardan
1-2 saat sonra yapılacak hafif bir yürüyüş, hem sindirime yardımcı
olacak hem de kalp damar sağlığınız için faydalı bir aktivite
oluşturacaktır.
7) Klima havası vücudu kurutarak su kaybına yol açabilir, klimanızı uzun süre çalıştırmayın
Ortam
çok sıcak olduğunda, ter ile su ve elektrolit kaybı artar. Bu da açlık
ve susuzluğa dayanmayı daha da zor hale getirir. Böyle durumlarda içinde
bulunduğunuz ortamın ısısını 20-22 dereceye kadar serinletmek
sağlıklıdır.
Ancak uzun süre çalıştırılan klimalar, cildimizden
başlayarak tüm vücudu kurutur, daha çok su kaybına neden olabilir. Bu
nedenle klima kullanılacaksa, akıllı nemlendirme özelliği bulunan
ürünler kullanılmalı, uzun saatler çalıştırılmamalı ve arada bir ortama
taze hava girmesi sağlanmalıdır.
8) Oruçluyken aşırı hareket ve hareketsizlik zararlı olabilir, hafif egzersizlerden vazgeçmeyin
Ramazan'da
günlük aktiviteler gerçekleştirilirken aşırı sıcaktan, aşırı sıvı
kaybına neden olabilecek aktivitelerden mümkün olduğunca kaçınmak
sağlığı korumaya yardımcı olur. Ancak bu, bütün gün yatıp uzanmak,
hareketsiz kalmak anlamına gelmemelidir.
9) Yoğun olmadıkça spor ve oruç bir arada yürütülebilir, aşırı antrenman yapmayın
Düzenli
spor yapanların, oruçluyken günlük sportif aktivite süresi ve
yoğunluğunu normal zamanlara göre üçte bir oranında azaltması gerekir.
Ayrıca sporcuların yüksek yoğunluklu antrenman ya da müsabaka öncesinde
uzman kontrolünde hazırlanmış bir beslenme planını uygulamaları gerekir.
Diğer yandan işleri nedeniyle oruçluyken sıcağa maruz kalma riski
olanlar ya da oruç tutmak isteyen profesyonel sporcular, günlük
aktivitelerini sorunsuz yerine getirebilmek için dengeli, yeterli ve
sağlıklı beslenmelerine destek olması amacıyla besin takviyelerinden
yararlanabilir. Bu durumda bir uzmandan destek almak en sağlıklısıdır.
10) Diyabette beslenme hayati önem taşır, doktorunuza danışmadan oruç tutmayın
Diyabet
hastaları, genellikle sık aralarla, azar azar beslenerek, protein
içeriği yüksek ve kalorisi nispeten düşük bir diyet uygulayarak sağlıklı
kalabilir. Diyabetliler uzun süre aç kaldıklarında "hipoglisemi"
denilen kan şekeri düşüklüğüne bağlı sorunlar yaşayabilirler.
Sadece
diyet ve bazı durumlarda ilaçla kontrolü rahatça yapılabilen, hafif
kilolu Tip 2 diyabet hastaları da çok dikkatli olmak kaydıyla oruç
tutabilirler, hatta bazen bundan fayda bile görebilirler. Ancak Tip 1
diyabet hastaları ile insülin kullanan Tip 2 diyabet hastalarının oruç
tutmaları ciddi sorunlara yol açabilir.
Özellikle uzun ve sıcak
günlere denk gelen aylarda diyabet, kalp ve hipertansiyon hastaları ile
hamilelerin oruç tutma konusunda ısrarcı olmamaları, durumlarını mutlaka
doktorları ile görüşmeleri gerekir.
RAMAZANDA BESLENMENİN 10 ASLA’SI
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Mayıs 04, 2019
Rating:


Hiç yorum yok