BU ÖNERİLER KALP HASTALIĞI RİSKİNİ DÜŞÜRÜYOR!
Dolaşım
sistemi hastalıkları yüzde 40’lık bir oranla ülkemizde en sık rastlanan
ölüm nedeni. Bu hastalıkların yine yüzde 40’ını ise kalp damar
hastalıkları oluşturuyor.
“Özellikle yüksek gelir düzeyindeki
ülkelerde bu hastalıklara bağlı ölüm oranları son 20 yıl içerisinde
azalma gösterdi. Bu azalışta risk faktörlerinin kontrolünün payı yüzde
58” diyen Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güliz Erdem,
tütün kullanımından vazgeçilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması ve
sağlıklı beslenmenin en başta gelen kontrol edilebilir risk faktörleri
olduğuna dikkat çekiyor.
Değiştirilemeyen faktörlerin farkında olun!
Koroner
kalp hastalıklarında yaş, cinsiyet ve genetik etkiler, değiştirilemeyen
faktörler olarak tanımlanıyor. Özellikle 65 yaşından sonra damarların
hasar görme ve daralma riski artıyor.
Erkeklerde koroner kalp hastalığı
genelde daha yüksek olmakla birlikte kadınlarda da menopoz sonrası risk
artıyor; 70 yaşından sonra ise her iki cinste de risk eşitleniyor.
Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarda kadınlarda 55,
erkeklerde 65 yaş öncesi kalp damar hastalığı varsa risk anlamlı ölçüde
artıyor.
Kontrol edilebilir riskleri yaşam tarzınızı değiştirerek yönetin
Değiştirilemeyen
faktörlerin dışında yaşam tarzında farklılıklar yaratarak hastalık
riski kayda değer ölçüde azaltılabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr.
Güliz Erdem, kontrol altına alınabilecek risk faktörlerini şöyle
sıralıyor:
* Sigara kullanımı:
Başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın bir numaralı nedeni
olan sigara ve tütün kullanımı kalp damar hastalıklarında da ilk sırada
yer alıyor. Kalp hastalıklarında en başta gelen önlenebilir risk faktörü
olan sigara kullanımı, dumansız tütün ürünleri ya da elektronik sigara
tercih edilse dahi ciddi hasar yaratıyor.
Riski kontrol etmenin tek
şartı sigaraya elveda demek. Sigara
bırakıldıktan sonra, kalp hızı ve kan basıncı normale dönüyor; bir yıl
sonra koroner damar hastalıkları riski, içmeyen birinin riskinin
yarısına kadar iniyor; 15 yıl sonra ise eşitleniyor.
* Kontrolsüz Diyabet: Diyabeti
olan hastalarda en sık ölüm nedeni yüzde 60 ile kalp ve damar
hastalıkları. Her iki diyabet türünde de kalp damar hastalıkları riski
2-3 kat artmış oluyor ve hastalığın seyri de daha kötü hale geliyor.
Bu
risk özellikle diyabetin kontrolsüz olması halinde artıyor. Diyabetin
sadece kendisi değil, eşlik ettiği kan basıncı yüksekliği ve iyi huylu
kolesterolün düşük olması da riskin artmasında rol oynuyor.
* Hipertansiyon: Tuz
tüketiminin yoğun olduğu ülkemizde 2010 yılı verilerine göre her 100
kişiden 24’ü hipertansiyon hastası. Tuzun azaltılması ve antihipertansif
ilaçların düzenli kullanılması kalp damar hastalıkları riskinin
azaltılmasında önemli.
Özellikle mevsim değişikliklerinde ve kan basıncı
düzeylerinde değişiklik olduğunda, tedavinin düzenlenmesi için takip
eden doktorla sürekli bağlantıda olmak öneriliyor çünkü tansiyon ilacını
almak ancak kan basıncını takip etmemek, kan basıncının kontrol altında
olduğu anlamına gelmiyor.
* Obezite: Obezitenin
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde artışta olduğu bir gerçek.
Özellikle santral obezite olarak tanımlanan bel çevresinin, kadında 88
cm’den, erkekte ise 102
cm’den fazla olduğu duruma, Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon
Çalışması (TURDEP) verilerine göre her 100 kadından 48’inde, erkeklerde
ise her 100 erkekten 17’sinde rastlanıyor.
Obeziteye bağlı hastalık
risklerinden korunmak için ideal vücut kitle indeksinin (kilogram olarak
vücut ağırlığının, metre olarak boy uzunluğunun karesine bölünmesi)
20-25 kg/m2; bel çevresinin erkeklerde 94 cm’den, kadınlarda ise 80
cm’den küçük olması gerekiyor.
Bu hedeflerin sağlanması için fiziksel
aktivite ile birlikte sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor. Doymuş
yağlardan fakir, tam tahıllı ürünlerle beraber balık, sebze ve meyveden
zengin beslenme şeklinin benimsenmesi şart.
* Kolesterol yüksekliği: Kolesterol
ile ilgili bilgi karışıklığı ne yazık ki hastaların gerekli tedaviyi
almamalarına veya özellikle kalp hastalığı olan hastaların çok önemli
statin tedavisini bırakmasına sebep olabiliyor. Bu sebeple doğru bilgi
sahibi olmak hayati önemde.
Kötü huylu kolesterol (LDL) değerindeki her
10 mg/dl lik artış kalp krizi riskini yüzde 20 arttırırken; iyi huylu
kolesterol (HDL) değerindeki her 1 mg/dl’lik artış ise kalp hastalığı
riskini yüzde 2 ila 3 oranında azaltıyor.
* Psikososyal faktörler:
İşyerinde devamlı stres altında olmak, sürekli artan çalışma saatleri
kalp hastalıklarının daha erken ortaya çıkmasına neden oluyor. Depresyon
ise hem koroner kalp hastalığı oluşumu hem de sonuçlarının daha kötü
seyretmesini beraberinde getiriyor.
* Az hareket:
Her gün 30 dakika, haftada 5 gün orta şiddette egzersiz yapılması kalp
damar hastalıklarından korunmak için de bir gereklilik. Hastaların
sıklıkla sorduğu günlük aktivitelerde hareketli olunması durumu
(örneğin: sürekli ev işi yapıyorum, gibi) ise istenilen hedefi
karşılamıyor. Özellikle tempolu yürüyüş veya yürümekle ilgili sorunu
olanların fırsatı olması halinde yüzmesi öneriliyor.
BU ÖNERİLER KALP HASTALIĞI RİSKİNİ DÜŞÜRÜYOR!
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Nisan 16, 2019
Rating:
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Nisan 16, 2019
Rating:



Hiç yorum yok