HER 2 GLOKOM HASTASINDAN BİRİ HASTALIĞINI BİLMİYOR
Halk
arasında ‘göz tansiyonu’ ve ‘karasu hastalığı’ olarak da bilinen
glokom, görme sinirinin ilerleyici hasarı ve görme alanının daralmasıyla
karakterize bir hastalık.
Ülkemizde 40 yaş üzerinde her 100 kişiden
2’sinde görülürken, bu oran 80 yaşındaki erişkinlerde yüzde 10’lara
yükseliyor. Özellikle ailesinde glokom öyküsü olan kişilerin glokoma
karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bunun nedeni ise glokom gelişme
riskinin bu kişilerde 6 kat artması.
Dünyada körlük nedenleri arasında
ilk sırada yer alan glokom erken teşhis edildiğinde görme kaybının
ilerlemesi durdurulabiliyor. Ancak görme alanındaki daralma çevreden
merkeze doğru olduğu için çoğunlukla kendini hastalığın en son
aşamalarında, yani görme alanında belirgin hasar oluştuğunda fark
ettiriyor.
Çok geç evrelere kadar belirti vermediği için de her 2
kişiden biri glokom hastası olduğunu bilmiyor ve doktora görme kaybı
ileri boyutlara ulaştığında başvuruyor.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Bülent Buttanrı bu nedenle erken
teşhis için hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 35 yaşından itibaren
yılda bir kez muayene olmaları gerektiğine dikkat çekerek, “Glokom
açısından risk faktörüne sahip olan kişilerin ise bu yaşı beklemeden göz
hekimine başvurmaları görme kaybının önlenmesi için çok önemli” diyor.
Yetişkin hastalığı sanılıyor, ancak…
Toplumda
glokomun sadece yetişkinlerde, özellikle de 40 yaş üzerindeki kişilerde
görüldüğüne dair bir inanış var. Oysa sanılanın aksine her 10.000
bebekten biri dünyaya glokom hastası olarak gözlerini açıyor.
Normalde,
anne karnında son 2-3 ayda gözün içerisinde su yapımı başlıyor ve oluşan
kanal sistemiyle bu sıvı göz dışına iletiliyor. Ancak bazı bebeklerde
sıvı göz dışına çıkamıyor ve bunun sonucunda göz içi basıncı yükseliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Bülent Buttanrı çocukların
göz küreleri büyüklerden farklı olarak elastik olduğu için gözün
büyümeye başladığını ve bunun sonucunda da iri gözlü dünyaya
geldiklerini belirterek, “Dolayısıyla bebeklerinin gözlerinin normalden
iri olduğunu fark eden ebeveynlerin zaman kaybetmeden bir göz hekimine
başvurmaları gerekiyor.” diyor.
Yılda bir kez muayene şart
Glokoma
geç tanı konulduğunda görme sinirindeki hasarı geriye döndürmek mümkün
olmuyor. Bu nedenle glokoma bağlı kalıcı görme kaybını önlemenin tek
yolu erken tanı konulması. Doç. Dr. İbrahim Bülent Buttanrı
bu nedenle erken teşhis için aile hikayesi olsun veya olmasın, 35 yaş
ve üzerindeki her kişinin yılda en az bir kez göz muayenesi olması
gerektiğine işaret ederek şunları söylüyor:
“Riskli kişilerde ise sinir
hasarını tespit etmemizi sağlayan tanısal ve takip testlerine daha erken
başvurabiliyoruz. Düzenli göz tansiyonu takibi, görme alanı ve sinir
lifi tabakasının kalınlık ölçümleri ile tanı konabiliyor. Ancak pek çok
hasta tanısı konmasına rağmen ilaçlarını kullanmadığı ve takibine devam
etmediği için hasar ilerliyor. Bu nedenle erken teşhis kadar hastanın
tedaviye uyumu da çok önemli.”
Tedaviyle hasarın ilerlemesi önlenebiliyor
Glokomda herkes için geçerli ortak bir tedavi yöntemi yok. Glokomun
tipi, hastanın yaşı, göz siniri ve retinanın durumu, göz tansiyonun
yükseklik derecesi ile diğer hastalıkların olup olmadığı gibi birçok
etken tedavi planını etkiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Bülent Buttanrı tedavi ile ancak gözdeki hasarın ilerlemesinin durdurulabildiğini söyleyerek, “Çünkü glokomda oluşan
hasarı ve görme kaybını geri döndürmek mümkün olmuyor. Glokom
tedavisinde amaç göz tansiyonunu düşürerek görme sinirini korumak.
Bunun
için göz tansiyonunu düşüren ilaçlar kullanılabiliyor, ihtiyaç halinde
lazer uygulamaları veya cerrahi yöntemlere başvurulabiliyor. Doğumsal
glokomlarda ise genelde cerrahi yöntemler öncelikli olarak uygulanıyor”
diyor.
Bu risk faktörlerine dikkat!
Aşağıdaki risk faktörlerinden biri bile varsa, glokom açısından göz muayenesi olmayı ihmal etmeyin.
- 40 yaşın üzerinde olmak
- Ailede glokom hikayesi olması
- Diyabet ve hipotiroidizm (guatr) gibi sistemik hastalıklar
- Retina dekolmanı, göz tümörleri ve kronik üveit ya da iritis gibi göz içi iltihaplanmasına neden olan durumlar
- Bazı göz cerrahileri
- Yüksek miyopi (uzağı net görememe)
- Bazı kortizon içeren ilaçlar ve antidepresanlar
- Ciddi göz yaralanmaları (künt ya da delici yaralanmalar)
- Migren, kansızlık ile şok tablosu
- Kan basıncında anlamlı değişiklikler (aşırı yüksek veya düşük olması)
HER 2 GLOKOM HASTASINDAN BİRİ HASTALIĞINI BİLMİYOR
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Mart 19, 2019
Rating:
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Mart 19, 2019
Rating:



Hiç yorum yok