OBEZİTE
Yanlış beslenme ve hareketsizliğin tetiklediği obezite; kanser, kalp, şeker başta olmak üzere pek çok hastalığa
da neden oluyor. Hazır gıda, meşrubat ve unlu mamul tüketiminin yanı
sıra son yıllarda görülen obezite artışında bilgisayar, telefon ve
televizyon ile fazla vakit geçirmek, hareketsizlik en önemli faktörler
arasında.
Peki obeziteden korunmak mümkün mü, kimler tehdit altında, cerrahi
operasyon çare mi? Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi
Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Deveci obeziteyle ilgili merak
edilen soruları yanıtladı.
Çağın
hastalığı obezite, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya genelinde
insan sağlığını giderek daha çok tehdit ediyor. Vücut sağlığını ve
fonksiyonlarını bozacak ölçüde kilo alan çocukların sayısı her geçen gün
yükseliyor. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim
Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Deveci’ye göre Türkiye’de obezite giderek
artıyor ve önlem alınmazsa yükseliş devam edecek.
1- Kimler obezite riski altında?
Doç.
Dr. Deveci, hem vücut hem de ruh sağlığına olumsuz etkileri olan
obezitenin belirlenmesi için boy ve kilo dengesini gösteren vücut kitle
indeksine bakıldığını, vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun (metre)
karesine bölünerek hesaplanan bu indeksin 18-25 arasından olmasının
normal, 25-30 arası kilolu, 30 üzeri olmasının ise obez bireyleri
tanımladığını vurguladı.
Bu rakamın 40’ın üzerinde olmasının ise cerrahi
müdahale adayı morbid obez (yaşam süresini kısaltan obezite) sınıfına
girdiğini belirten Deveci, Türkiye’de obezitenin her geçen arttığını
söyledi.
2- Şişmanlık genetik miras mı?
Deveci,
obezitenin gelişmesinde genetik faktörlerin önemli olduğunu, normal
kilolu anne ve babanın çocuğunun obez olma oranının yüzde 10, obez anne
ve babanın çocuğunda ise bu oranın yüzde 80’lere ulaştığına dikkat
çekti. Deveci, obeziteyi belirleyen çevresel etmenlerin ise diyet, yaşam
tarzı ve kültürel yapı olduğunu vurguladı.
3- Teknoloji obezitenin düşmanı mı?
Teknolojik
olanakların artması yaşam konforunu iyileştirse de insanların daha az
enerji harcamasına yol açtığını vurgulayan Doç. Dr. Deveci, otomobil,
asansör, ev içi teknolojileri ve online alışverişin bir yandan zamandan
kazanım yaratırken bir yandan da düzensiz veya hiç hareketin olmadığı
yaşama neden olduğunu söyledi.
4- Hızlı ve hazır yiyen tehdit altında mı?
Son
yüzyılda gıda üretimi ve sunumundaki değişime de dikkat çeken Doç. Dr.
Deveci, “İnsanların metabolik dengesi değişiyor. Hızlı acıkan hızlı
yemek yiyen bir bireyin kilo alması kaçınılmaz oluyor. Rafine edilmiş
hazır gıda tüketimindeki artış, ev yapımı doğal yiyecek tüketiminde
azalma obeziteye katkı sağlıyor” dedi.
5- Çocuklar neden obez oluyor?
Televizyon,
telefon ve bilgisayar ile çok vakit geçiren kişilerin daha az enerji
harcadığını, bu durumun özellikle çocuklarda çok etkili olduğunu dile
getiren Doç. Dr. Deveci, çocuklarda ve genç erişkinlerdeki obezite artış
hızının, erişkinlerdekine paralel olduğunu söyledi.
Batı ülkelerinde
her dört çocuktan birinin aşırı kilolu olduğunu belirten Deveci,
çocukların erişkinlere göre daha hareketli olmasına karşın teknolojik
cihazların çocukların hareketlerini kısıtladığına, bu durumun son on yıl
içinde çocuklarda obezitenin artışında etkili bir faktör olduğuna
dikkat çekti.
6- Glisemik indeks neden çok önemli?
Doç.
Dr. Deveci, obezite için tüm yaş gruplarında etkili bir faktörün de
besinlerdeki karbonhidratların kan şekerini yükseltme hızını gösteren
glisemik indeksi yüksek gıdaların aşırı tüketimi olduğunu söyledi.
Deveci, şöyle dedi:
“Özellikle meşrubat ve unlu
mamuller gibi vücutta insülin hormonunun fazla salınmasına neden olan bu
tür gıdalar daha kısa sürede daha fazla acıkmaya neden olmaktadır.
Obezite ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde, gelişmekte olan ülkelere
göre daha fazladır. Gelişmekte olan ülkelerde bireysel enerji harcaması
daha fazladır ve ekonomik sebeplerle ev üretimi gıdaların tüketilmesi
daha yüksek orandadır.
Gelişmiş ülkelerde ise glisemik indeksi yüksek
gıdalar daha çok tüketilmekte ve bireysel enerji harcaması genel
popülasyonda daha düşük düzeyde kalmaktadır”
7- Obezite kanser riskini artırıyor mu?
Doç.
Dr. Deveci, kalp hastalıkları, metabolik sendrom, şeker hastalığı,
solunum problemleri, uyku apne sendromu, hiperlipidemi, kalça ve diz
eklem sorunları gibi pek çok hastalıkla ilişkisi kanıtlanan obezitenin
koroner kalp hastalığında da kilit rol oynadığının ispatlandığını
söyledi. Deveci, şu bilgileri verdi:
“Özellikle karın
ve bel çevresinde yoğun yağlanmanın olduğu ‘santral obezite’ ile
hipertansiyon ilişkisi kanıtladı. Obezitenin kansere yol açtığı da
biliniyor. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu verilerine göre ülkemizde
obeziteye atfedilen kanser sayısı 2014 yılı için altı bine yakındı.
Obeziteye bağlı gelişen kanserlerin daha çok kadınları etkilediği, meme
ve rahim kanserlerinin, kalın bağırsak tümörlerinin ve prostat
kanserinin obez insanlarda daha fazla görüldüğü kanıtlandı. Kilo verme
ile bu riskin azaldığı da görülüyor. Obezite probleminin çözümü kanser
oranlarını ciddi oranda düşürür”
8- Obezite tedavisi nasıl olmalı?
Doç.
Dr. Deveci, obezite şikayetiyle başvuran hastada öncelikle kilo alımına
neden olabilecek organik ve hormonal bir neden olup olmadığının
araştırması gerektiğini çünkü hipotiroidi, böbrek üstü bezinde hormon
üretim bozukluğu ve insülin direncinin fazla yemek yemeye yol açarak
kilo alımına neden olabileceğini söyledi.
Deveci, “Bu durumlar tespit
edilerek tedavi edilmeli, buna göre kişinin günlük diyeti ve yaşam tarzı
düzenlenmeli. Yapılan araştırmalarda organik bir durumun saptanmadığı
hastalarda diyet düzenlenmesi ve yaşam tarzının değiştirilmesi ilk
aşamayı oluşturuyor.
İlaç tedavisi genellikle daha ağır, vücut kitle
indeksinin 27’den çok veya tek başına yaşam şekli değişikliklerinin işe
yaramadığı hastalarda kullanılan ikinci basamak tedavidir. Ancak
ilaçlar, davranış, diyet ve aktiviteyi içeren ayrıntılı bir programın
çerçevesinde kullanılmalı”
9- Obezite ameliyatı riskli mi?
Doç.
Dr. Deveci, obezite tedavisinde uygulanan laparoskopik yöntemle cerrahi
başarının sağlandığını söyledi. Vücut kitle indeksi 40 veya yandaş
hastalıklar söz konusu olduğunda 35 olan kişilerin obezite cerrahisi
adayı olduğunu belirten Deveci, ameliyat kararı alınmasına neden olan
temel belirleyicinin hastayla ilgili riskler olduğunu söyledi.
Deveci,
ameliyat kararının bir kurul tarafından verildiğini belirterek, “Obezite
cerrahisinde şu yöntem en iyidir demek yanlıştır. Hasta özelliklerine
göre belirlenen müdahale türü o hasta için en iyi yöntemdir” dedi.
Obezite
cerrahisinin estetik amaçla yapılan bir cerrahi olmadığına da dikkat
çeken Doç. Dr. Deveci, temel amacın obezitenin oluşturduğu hastalıkları
düzeltmek ve obeziteye bağlı yaşam süresi kısalmasının önüne geçmek
olduğunu belirtti.
Deveci, ancak hastanın kabul edilebilir görüntüsel
değişiminin, ruhsal ve fiziksel olarak pozitif kazanım sağladığını da
söyledi.
10- Cerrahi sonrası neler yaşanıyor?
Obezite
cerrahisinin bir mucize olarak algılanmaması gerektiğini belirten Doç.
Dr. Deveci, ameliyat sonrası elde edilen kazanımların sürdürülebilir
olması için hastanın yaşam biçimini ve yeme alışkanlığını değiştirmede
kararlı olması gerektiğini vurguladı.
Hareketli bir
yaşam ile birlikte ameliyat sonrası erken dönemde kazanılan yeme
disiplininin sürdürülmesinin zorunlu olduğunu belirten Deveci, hastanın
yeni sisteme uyum güçlüğü ve yeterli fiziksel aktiviteye sahip
olmamasının başarı oranlarının düşmesine yol açtığını, bu nedenle
hastanın uzman diyetisyen, obezite cerrahı ve metabolizma uzmanı
tarafından oluşturulmuş ekip tarafından düzenli takip edilmesi
gerektiğini dikkat çekti.
OBEZİTE
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Aralık 10, 2019
Rating:


Hiç yorum yok