BENİ EN ÇOK ÜZEN, YÜZYILIN SAĞLIK OLAYINDA HASTALARA KATKI SAĞLAYAMAMAK OLDU
O, Türkiye’de Covid-19’a ilk yakalanan hekimlerden... Kendini
hastalarına şifa vermeye adamış Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr.
Bülent Tutluoğlu, 17 Mart’ta doktor olarak değil, bu kez hastaneye hasta
olarak girdi.
Yaklaşık 1 aylık çok zorlu tedavi sürecini geride bırakıp
taburcu olurken bile ‘yüzyılın sağlık olayı’ diye tanımladığı pandemi
sürecinde ‘hastaların tedavisine katkı sağlayamamanın üzüntüsünü
yaşadığını’ söylüyor. Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu koronavirüse ilk
yakalandığı anları, çok zorlu geçen tedavi sürecini anlattı, önemli
mesajlar verdi.
“Rulette kırmızı ve siyah
renkler vardır. İkisinin de gelme ihtimali yüzde 50’ye yakındır. Şükür
şimdilik kırmızı kazandı.” Yoğun bakım sürecinde duygularını böyle
anlatmıştı Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu.
Şimdi yeniden yürüme çabalarında. Çok ağır
geçirdiği Covid enfeksiyonuna bir ay önce yakalandı. Ülkemizde henüz
Covid-19 vakalarının resmi olarak tanı konulamayan o günlerde, Covid
enfeksiyonu açısından en çok risk altında olan gruptaydı ve nihayetinde
hastalarından Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu’na da sirayet etmişti virüs.
16
Mart gecesi yüksek ateş şikayeti ve halsizlik baş gösterince kendisinde
de olduğunu hissetti ve valizini hazırlayıp hastaneye bu kez kendisi
‘hasta’ olarak gitti; muhtemel Covid şüphesiyle yatışı yapıldı.
İlk iki
testi negatif çıktı ama hastalığının 11. gününde pozitif çıkınca
Covid-19 olduğuna yönelik kesin tanı kondu ve zorlu tedavi sürecinde o
günlerde protokolde yer alan plazmaferez (kanın tümden yenilenmesi) ve
kök hücre dahil her türlü, en güçlü tedaviler uygulandı.
Öyle bir hastalık ki!
“Covid-19
öyle bir hastalık ki çok fazla iniş-çıkış gösteriyor. İlerliyor ve
bazen engel olamıyorsunuz. Tedavi sırasında kendimi iyi hissettiğim
günler oldu ama sonra yeniden çok kötüleşti.
Hastalığımın 12. gününde
hiç ummadığım halde solunumum bozuldu, oksijenim düşmeye başlayınca
yoğun bakım sürecim de başlamış oldu; tahmin edemeyeceğim kadar çok ağır
ve zor seyretti.
Tedavi sırasında bir dezavantaj sayılacak yüksek tansiyonum vardı, kilo sorunum vardı. Bunlardan başka vücudum daha önceden hiç karşılaşmadığı bu virüse karşı bütün silahlarını kullanmaya kalktı, bağışıklık sistemim aşırı reaksiyon gösterdi ve bu da vücuduma çok zarar verdi” diyor Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu.
Tüm tedaviler uygulandı ama hızla kötüleşiyordum!
Çin’den
gelen ilaç, plazmaferes ve kök hücre tedavisi dahil her tür tedavinin
hemen uygulanmaya başlandığını belirtiyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu ve süreci şöyle anlatıyor:
“Protokolde ne
kadar ilaç varsa hemen uygulamaya başladık. Bir yandan da aklımda ‘ya
başta 84 yaşındaki annem olmak üzere hastalarıma, yakınlarıma da
bulaştırmışsam!’ endişesi vardı. Ama kimseye bulaştırmamış olmam beni
rahatlattı. Tedavilere onay vermiştim.
Kabullenmek istemiyorsunuz, duygu
ile mantık arasında gidip geliyorsunuz. Arkadaşlarım yoğun bakımda
oksijenlerimin çok düşük olduğunu görünce doğrudan bayıltarak
entübasyona geçirildim. Her şeye onay vermiştim.”
Yoğun bakımda “yüzde 50 şansım var” diye düşündüm
“Yoğun
bakımda arkadaşlarım beni bayıltırken kendi kendime 59 yaşındayım,
yüzde 50 kurtulacağım, yüzde 50 öleceğim dedim. O sıkıntıyla bir an
evvel sıkıntının sona ermesini istiyorsunuz.
Uyanırsam uyanırım dedim.
5-6 kere plazmaferez (kanın bir araç yardımıyla temizlenmesi) uygulamak
zorunda kaldılar ki bu çok yüksek bir rakam. Kök hücre tedavisi de
uygulandı. Uçlardan döndüm.”
Bu süreçte katkı sağlayamamak içimde ukde kaldı!
Hayatını
insanlara sağlığa adamış olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr.
Bülent Tutluoğlu, en büyük üzüntüsünü ise şöyle anlatıyor:
“Bir aylık
çok zorlu geçen sürecin ardından arkadaşlarımın yoğun gayretiyle tedavi
oldum, sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum ama inanın şu an içimde,
yüzyılın bu sağlık olayında hastalara destek verememenin, bu sürecin
dışında kalmış olmanın üzüntüsü var.
Taburculuk sonrası 3-4 hafta daha
dinlenmem gerekecek ve kendimi izole edeceğim. Hastalara tedavi hizmeti
sunamamak ve diğer çalışan sağlık emekçileri arkadaşlarıma destek
verememek beni çok üzdü, üzmeye devam ediyor.
Sağlık çalışanlarının
Covid-19’a karşı son derece fedakar mücadelesinin hakkının
ödenemeyeceğini belirten Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu “Tüm sağlık
çalışanları büyük bir fedakarlıkla canla başla çalışıyor ve bu beni çok
duygulandırıyor.
Çünkü bu öyle bir savaş ki elinizde silah yok, hastalığa karşı yapabileceğiniz sadece önlem alıp savunmada kalmak. Hasta olanlar olsa bile hızlıca iyileşip aynı motivasyonla hastalarına şifa vermeye gayret ediyorlar.
Oradan oraya hepsi koşturuyor, hasta
akınına karşı hiç yorulmadan! Bu da beni gerçekten çok duygulandırıyor”
diyor.
“Lütfen herkes kendini ve başkalarını korumaya özen göstersin”
Prof.
Dr. Bülent Tutluoğlu, yüzyılın bu büyük savaşında, gerekli güvenlik ve
hijyen önlemlerine herkesin uymaya büyük özen göstermesinin şart
olduğunu belirterek
“Lütfen herkes Sağlık Bakanlığımızın açıkladığı ve
Covid’e karşı tek savunmamız olan bu güvenlik önlemlerine çok büyük özen
göstersinler. Yakalanmamak çok önemli ama yakalandıktan sonra da
korkmayın, tedavide çok önemli gelişmeler oluyor.
Süreç virüs lehine
değil, bizlerin lehine işliyor, tecrübemiz de artıyor. Dolayısıyla
yakalandıktan sonra kendinizden şüpheleniyorsanız, yüksek ateş, öksürük,
halsizlik ve nefes darlığı gibi şikayetleriniz varsa hemen kendinizi
izole edip, maskenizi takıp hastaneye gidin” diyor.
BENİ EN ÇOK ÜZEN, YÜZYILIN SAĞLIK OLAYINDA HASTALARA KATKI SAĞLAYAMAMAK OLDU
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Nisan 22, 2020
Rating:
Reviewed by gastronotunmutfagi
on
Nisan 22, 2020
Rating:



Hiç yorum yok